Sky Tower Kime Ait? Bir Yüksek Yapının Hikayesi
İstanbul’da yaşıyor olmanın getirdiği bir takım avantajlar var. Bunu her gün ofisime giderken veya akşamları dışarı çıkarken fark ediyorum. Hangi yoldan geçsem, hangi köprüyü görsem, İstanbul’un silueti her zaman beni etkilemeyi başarıyor. Ama bir tane var ki, o siluette her zaman dikkatimi çeker: Sky Tower. Hani, o yüksek, çok dikkatli bakıldığında görkemli olan bina… Peki, Sky Tower kime ait? Gerçekten kimse tam olarak bilmiyor mu, yoksa herkes mi gizliyor? İşte bu yazıda bu soruyu biraz irdeleyeceğiz.
Sky Tower’ın Geçmişi
Sky Tower’ın hikayesi aslında İstanbul’un değişen siluetine ve bu şehrin her geçen gün daha da büyüyen iş dünyasına dair önemli bir iz bırakıyor. İnşaatına 2000’lerin başında başlanan bu yüksek yapı, sadece bir ofis binası olarak planlanmıştı. Ancak zaman içinde çevresindeki binalarla birlikte İstanbul’un en dikkat çeken yapılarından biri haline geldi. Neden dikkat çekmesin ki? Her baktığınızda, göğe doğru uzandığını hissettiren, o pırıl pırıl camlarla kaplanmış yapısı insanı etkileyebiliyor.
Bir ofis binası demişken, inşa edilmesinin ardında aslında oldukça büyük bir ticari amaç vardı. Peki, kimdi bu büyük yatırımcılar? Kimseyi küçük düşürmek gibi bir niyetim yok ama… Bazen böyle devasa projelerin arkasında, işin aslında sadece kazanç hedefli olduğuna dair düşüncelerim oluyor. Bu tarz yapıları tasarlayanlar, elbette birkaç yıllık uzun vadeli yatırımlar yapmış oluyordu. Ama bir de şunu unutmamak lazım; Sky Tower, İstanbul’un göğsünü gere gere “ben buradayım” diyen ilk yapılarından biri olma özelliğini taşıyor.
Bugün Sky Tower Kime Ait?
Gelelim bugüne… Sky Tower’ın sahipliği konusundaki bazı spekülasyonlar zaman zaman gündeme geliyor. Bazıları, bu tür dev projelerin anonim şirketlere ait olduğunu söylese de, kesin bir bilgiye ulaşmak oldukça zor. Sonuçta, bu tür yapılar bir yatırımcı grubunun ortaklığıyla oluşturuluyor. Ama tam olarak kimin olduğu hala belirsiz. Bu da aslında günümüz iş dünyasının bir yansıması gibi. Bazen arka planda kimlerin yer aldığını bilmiyorsunuz, sadece o yapının görkemiyle baş başa kalıyorsunuz.
Benim için Sky Tower’ın kimseye ait olması, aslında çok anlamlı bir şey. Hani deriz ya, “Bir zamanlar eski İstanbul’da bir kişi vardı, şehri güzelleştiren, imar eden.” Ama şimdi İstanbul’da her yerin sahibi var. Sahiplerin kim olduğu çok da önemli değil, çünkü o bina bir şekilde İstanbul’un kalbinde, hepimizle birlikte yaşıyor.
Sky Tower ve Günümüz İstanbul’u
Aslında bu tarz projeler, sadece bir binadan ibaret değil. Onlar, şehrin kültürünü, ekonomisini ve sosyal yapısını da etkileyebilecek dev yapılar. Bazen düşünüyorum, Sky Tower gibi yüksek binaların yükselmesiyle birlikte, İstanbul’da insanlar ne kadar yalnızlaşmaya başladı? Çünkü her yüksek bina, daha fazla insanı barındıran bir alan demek. Bu da demek oluyor ki, etrafındaki insanlar birbirinden daha fazla uzaklaşıyor. Hani, bazen o dev binalara bakıp, içinde kimlerin olduğunu merak etmemek elde olmuyor.
Bir akşam arkadaşlarımla otururken, Sky Tower’a doğru bakarak “Bu bina kime ait?” diye sordum. Cevap kesin değildi ama benden çıkan bir ses, “Aslında kimseye ait değil. Bu bina bizim, hepimizin.” dedi. İlginçtir ki, o anda birden ne kadar da doğru söylediğini fark ettim. Bu tür yapılar, sadece belirli bir grubun değil, tüm şehri etkileyen yapılar. Eğer İstanbul’a ait isen, o zaman Sky Tower da sana aittir, bir şekilde.
Sky Tower ve Geleceğe Etkileri
Şimdi gelelim Sky Tower’ın geleceğe olası etkilerine. Çünkü şehirdeki binalar, inşa edildikleri tarihten itibaren sadece geçmişin değil, geleceğin de işaretçileri haline gelir. Zamanla, bu tür projelerin İstanbul’a olan etkisi de daha net bir şekilde gözlemlenecek. Çünkü bir şehir ne kadar büyürse, oradaki yaşam biçimi de o kadar değişir. Gelecekte bu yüksek yapılar, İstanbul’un ekonomik ve ticari merkezlerinin kalbi olmaya devam edecek mi? Yoksa farklı bir şehirleşme anlayışı mı gelişecek? Bu sorular, bana her zaman heyecan verici geliyor.
Bir de şu var: Sky Tower’ın inşası, aslında biraz İstanbul’un “gökyüzüne” olan eğilimini de gösteriyor. Yüksek binaların arttığı bir dönemde, şehir ne kadar dikeyleşirse, insanlar arasında o kadar yatay ilişkiler kuruyor. Belki de bu yüzden, binalar da bizlere daha fazla yalnızlık getirebilir. Bunu düşünmek de, oldukça ilginç.
Sonuçta, Kimseye Ait Değil, Hepimize Ait
Sonuç olarak, Sky Tower kimseye ait değil ama aynı zamanda hepimize ait. Bu devasa yapı, İstanbul’un bir parçası haline geldi ve içinde yaşayan ya da sadece dışarıdan bakan bizler için bir anlam taşıyor. İster sahiplik anlamında olsun, ister şehirleşme ve ekonomik büyüme açısından olsun, Sky Tower’a bakmak, bana şehri daha derinlemesine düşünmeme neden oluyor. Çünkü bu sadece bir bina değil, bu bir yaşam tarzı, bir kültür, bir düşünce biçimi. Ve bu binalar, bizleri nereye götürecek? Kim bilir.