Hoş geldiniz! Bu yazımızda “Bayanın anlamı nedir” konusu hakkında merak edilen detaylara birlikte göz atacağız.
Kız olan erkeklere ne denir? İzmir sokaklarından kafamdaki soru işaretine
İzmir’de büyüyünce insanın zihni biraz garip çalışıyor. Bir yandan deniz kokusu, bir yandan sürekli espri yapan arkadaş grubu, diğer yandan da “bunu da mı düşündüm şimdi?” dedirten iç ses… İşte böyle bir günde, Kordon’da çay içerken arkadaşım bana öyle bir cümle kurdu ki konu bir anda dağıldı:
“Ya sen bazen baya kız gibi davranıyorsun ama erkek sayılıyorsun, bunun adı ne?”
İçimde bir duraksama:
“Ben ne ara sosyal deney oldum?”
İşte o an aklıma takıldı: Kız olan erkeklere ne denir? sorusu aslında sadece bir etiket arayışı mı, yoksa insanların birbirini anlamaya çalışırken diline takılan basit bir merak mı?
İlk refleks: Etiket arama hastalığı
İnsanlar olarak bir şeye anlam veremeyince hemen isim koymaya bayılıyoruz. Çocukken bile öyle değil miydi?
“Bu çocuk çok ağlıyor → nazlı.”
“Bu çocuk çok konuşuyor → geveze.”
“Bu çocuk sessiz → garip.”
Şimdi de büyüdük ama refleks aynı kaldı. Sadece kelimeler değişti.
Kız olan erkeklere ne denir? sorusu da biraz buradan çıkıyor aslında. Birini davranışlarına göre kategorize etme isteği. Ama işin komik tarafı şu: İnsan dediğin şey Excel tablosu değil ki, iki sütuna sığdırasın.
İzmir’de gündelik hayatta bu durum nasıl görünüyor?
Geçen gün Alsancak’ta bir kafede oturuyoruz. Yan masada üç kişi:
Biri:
“Abi şu diziyi izledin mi?”
Diğeri:
“Yok ya ben romantik sahnelerde ağlıyorum zaten, bana ağır geliyor.”
Üçüncüsü gülerek:
“Sen direkt duygusal paket çıkmışsın.”
Ben içimden:
“İşte geldik yine o noktaya…”
Tam o sırada biri bana döndü:
“Sen de biraz öyle misin ya?”
Ben:
“Nasıl yani?”
“Yani böyle… ince düşünceli falan.”
O an beynimde kısa devre:
“İnce düşünmek ne zamandan beri cinsiyet özelliği oldu?”
İşte tam burada Kız olan erkeklere ne denir? sorusu zihnin arka planında dönmeye başlıyor ama cevap bir türlü netleşmiyor. Çünkü ortada net bir “şey” yok.
Gerçek cevap: Tek bir adı yok
Şunu en baştan söylemek lazım: Böyle bir durum için tek bir isim yok. Çünkü bu bir “kategori” değil, bir davranış spektrumu.
Bazı insanlar daha duygusal olur.
Bazıları daha empatik olur.
Bazıları daha estetik düşünür.
Bazıları da direkt “ben zaten kafamda film çekiyorum” modundadır.
Ama toplum bazen bunları yanlış paketliyor.
Bir erkek ağlıyorsa:
“Yumuşak.”
Bir erkek detaylara dikkat ediyorsa:
“Farklı.”
Bir erkek duygularını açık ifade ediyorsa:
“Garip.”
Ama aynı şey bir kadın için olunca:
“Ne kadar hassas, ne kadar zarif.”
İşte burada dil bile kendi içinde tutarsız.
Kendimle yüzleşme anı: “Ben neyim şimdi?”
Bir gün evde aynaya bakarken ciddi ciddi düşündüm.
“Ben romantik komedi filmlerinde ağlıyorum.
Kedilere aşırı düşkünüm.
Arkadaş grubunda sürekli duygusal analiz yapıyorum.
Ama aynı zamanda sabah kahvemi içmeden kimseyle konuşamıyorum.”
Sonra kendi kendime sordum:
“Tamam da bu Kız olan erkeklere ne denir? sorusuna giriyor mu?”
Sonra durdum.
“Bir dakika… Ben niye kendimi sınıflandırmaya çalışıyorum?”
İşte asıl kırılma noktası bu.
Toplumun garip aynası
İzmir’de özellikle dikkat ettiğim bir şey var: İnsanlar daha rahat gibi görünse de etiketleme alışkanlığı her yerde.
Bir erkek çocuk tiyatroya giderse:
“Aaa sanatçı ruhlu.”
Ağlarsa:
“Çok hassas.”
Makyajla ilgilenirse:
“Bir gariplik var.”
Ama aynı özellikler bir kadın için:
“Normal.”
Bu çifte standart, Kız olan erkeklere ne denir? sorusunu aslında teknik bir sorudan çok sosyal bir merak haline getiriyor.
Arkadaş grubunun yorumu: En dürüst laboratuvar
Bizim arkadaş grubu bu konular için resmen canlı deney alanı.
Bir gün oturuyoruz, konu açıldı:
“Abi sen çok detaycısın.”
Ben:
“İyi mi kötü mü?”
“Bilmiyorum ama kızlar gibi düşünüyorsun bazen.”
Orada durdum.
“Peki bu iyi mi kötü mü yoksa sadece farklı mı?”
Sessizlik.
Sonra biri:
“Ya boşver, sen sensin işte.”
Ve konu kapandı.
Aslında en doğru cümle de buydu.
İç ses: Fazla düşünen versiyonum
Bazen iç sesimle ciddi tartışmalarım oluyor:
İç ses: “Bunu fazla mı düşünüyorsun?”
Ben: “Belki.”
İç ses: “Ama gereksiz.”
Ben: “Ama merak ettim.”
İç ses: “Tamam da isim arıyorsun.”
Ben: “Evet… biraz öyle.”
İşte bu noktada Kız olan erkeklere ne denir? sorusu bir cevap aramaktan çok zihinsel bir döngüye dönüşüyor.
Aslında mesele davranış değil, algı
Daha çok düşündükçe fark ettim ki mesele insanların nasıl davrandığı değil, o davranışın nasıl yorumlandığı.
Aynı cümle:
“Bugün biraz duygusalım.”
Bir erkek söylerse:
“Garip.”
Bir kadın söylerse:
“Normal.”
Aynı gözyaşı:
Bir erkek için:
“Zayıflık.”
Bir kadın için:
“Doğallık.”
İşte problem burada başlıyor.
İzmir modunda final düşüncesi
Kordon’da yürürken denize bakıyorum. İnsanlar geçiyor, herkes kendi hikâyesinde. Kimse kimseyi etiketlemiyor aslında, sadece biz zihnimizde etiket yapıştırıyoruz.
O gün şunu düşündüm:
Belki de Kız olan erkeklere ne denir? sorusunun cevabı hiç önemli değil.
Çünkü insan dediğin şey “ne denir?” ile değil, “nasıl hisseder?” ile anlaşılır.
Bir erkek duygusal olabilir.
Bir kadın sert olabilir.
Bir insan hem kırılgan hem güçlü olabilir.
Ve bu çelişki aslında insan olmanın en normal hali.
Kapanış gibi değil de, devam eden bir cümle
Bazen kendimi izliyorum. Fazla düşünen, fazla hisseden, bazen saçma detaylara takılan biri.
Ama sonra şunu fark ediyorum:
Bu özelliklerin hiçbirinin bir “adı” olmak zorunda değil.
İzmir’in rüzgârı yüzüme vururken aklımdan tek bir şey geçiyor:
İnsanlar etiketlerden büyük.
Buna da Göz Atın: Basamakli öğretim nedir ?