Kayseri’nin Sessiz Sokaklarında Bir Gün
Bugün yine şehrin dar sokaklarında yürürken kafamda bir sürü düşünce vardı. 25 yaşındayım ve Kayseri’de yaşıyorum; herkes gibi ben de hayatın karmaşasında kaybolmuş hissediyorum bazen. Ama bugün, içimde garip bir heyecan vardı. Sanki her adımımın beni başka bir dünyaya taşıyacağını hissediyordum. Günlüklerime yazdığım her satırda hislerimi açığa vurmak bana iyi geliyor; bugün de öyle yapacağım.
O Sabahın Sessizliği
Sabah erkenden uyandım. Pencerenin önüne oturdum, güneş Kayseri’nin taş evlerine yavaşça vuruyordu. İçimde bir huzur ve aynı zamanda bir boşluk vardı. Melekler ne anlama gelir, diye sordum kendi kendime. Belki de melekler, sadece birilerine iyi dilekler göndermek için vardır. Ya da bazen hayatımızdaki en zor anlarda karşımıza çıkan umut ışıklarıdır.
O sabah, annem çay getirdi. “Bugün farklı hissediyorsun,” dedi. Haklıydı, gerçekten farklı hissediyordum. Yalnız değildim ama bir yandan da çok yalnızdım. İnsan bazen sadece kendisiyle konuşmak ister, duygularını saklamadan, tüm çıplaklığıyla. İşte ben de öyle hissettim.
Eski Günlükler ve Bir Hatıra
Eski bir defterimi açtım, birkaç yıl öncesine ait yazılar vardı içinde. İlkokuldan beri tuttuğum bu günlüklerde hep aynı sorular vardı: “Melekler var mı gerçekten? Neden bazı insanlar aniden hayatımızdan çıkar?” Sayfaları çevirirken bir an gözlerim doldu. O an, meleklerin sadece insanlara dokunan, sessizce hayatlarına ışık olan varlıklar olabileceğini düşündüm.
Hatırladım; geçen yaz, bir arkadaşımı kaybetmiştim. Onun ardından hissettiğim boşluk, tarif edilemezdi. Ama o gün, yağmur altında yürürken, gökyüzüne baktım ve içimden bir ses, “Her şey yoluna girecek,” dedi. İşte o ses bana melekleri hatırlattı.
Bir Anlık Karşılaşma
Akşamüstü, şehir parkında yürüyordum. Ellerimde eski günlüklerim vardı. Çocuklar oynuyor, yaşlılar banklarda oturuyordu. Bir köşede yaşlı bir kadın, yerde bir şey arıyordu. Yanına gittim ve sordum: “Bir şey mi kaybettiniz?” Kadın bana baktı ve gülümsedi. “Sadece küçük bir umut, evladım. Bazen küçük bir dokunuş, insanın gününü değiştirir.”
O an anladım ki melekler, sadece kanatlı varlıklar değil. Bazen bir tebessüm, bazen bir söz, bazen de sadece yanımızda olan birinin varlığı, hayatımızdaki melek olabilir. İçimde bir sıcaklık hissettim; sanki yıllardır beklediğim bir cevap gelmişti.
Gece ve İçsel Yolculuk
Evime dönerken, Kayseri’nin ışıkları gözlerimi alıyordu. Sokak lambalarının altında yürürken, kalbimde hem bir hüzün hem de bir umut vardı. Hayat, düşündüğümden daha karmaşık, ama aynı zamanda küçük mucizelerle dolu. Günlüklerime yazdım: “Melekler, bizi koruyan ve yol gösteren sessiz varlıklar. Bazen göremeyiz ama hissederiz.”
Bilgisayarımı açıp bir fincan kahveyle pencere önüne oturdum. Dışarıda hafif bir rüzgar esiyordu. Bu sessizlikte kendi düşüncelerimle baş başa kalmak, bana kendimi hatırlattı. İçimdeki hayal kırıklıkları, umut kırıntılarıyla birlikte bir bütün haline geliyordu.
Kapanış: Melekler ve Ben
O gece, yatmadan önce bir kez daha pencereye baktım. Gökyüzü parlak, yıldızlar birbirine sarılmış gibiydi. İçimde bir güven ve huzur vardı. Melekler ne anlama gelir, sorusu hâlâ aklımdaydı ama cevap çok basitti: Onlar, hayatımızdaki küçük mucizeler, bizi ayakta tutan görünmez güçler.
Kayseri’nin sessiz sokaklarında yürürken, günlüklerime yazdığım her cümle, bana biraz daha umut ve biraz daha cesaret verdi. Hayat, her ne kadar bazen kırıcı olsa da, bir yerlerde hep bir melek var; bazen bir bakışta, bazen bir kelimede, bazen sadece bizim hissettiğimiz bir sıcaklıkta. Ve işte bu yüzden, her sabah uyanmak hâlâ değerli.
Bazen kaybolmuş hissediyoruz, bazen kırılıyoruz, ama melekler her zaman bizimle, yalnızca onları fark etmemiz gerekiyor.
—
Bu hikâye, duyguların ve küçük anların hayatımızdaki büyüsünü, umut ve hayal kırıklıklarıyla harmanlayarak anlatıyor. Her sahne, okuyucunun kendisini kaybedip bulabileceği bir iç yolculuk sunuyor.